Ergenekon – Öbür Irklar Sürüyken Türklerdi Çobanları

1933 ANKARA HALKEVİ
Ergenekon, Behçet Kemal

Bu, Ergenekon efsanesini canlandırmaktan ziyade Ankara şahikasında doğan güneşin büyüklüğünü ve eşsizliğini tarih çerçevesi içinde göstermek Ergenekon’dan Ankara’yı görmek için yazılmış ve 27 birinci kanun Gazi gününde Ankara Halkevi sahnesinde temsil edilmiştir.
Sahne: Karanlık, kayalık bir mağarayı gösterir. Köşede bir demirci ateşi. Bir yanda demiri dövmekten yeni kalkmış bir demirci, öte yanda yere uzanmış bir ozan. (biri söylerken, öbürü dekoru ve tabloyu tamamlayan heykeller gibi dinleyici vaziyette kalır.

OZAN
-Gönlümün yaylasında meleye dursun kuzum
Diyelim: “her zamanki efendi Türk’ü tanı!,
Türk örnektir Tanrı’nın her pürüzsüz huyuna
Dünya, yaratılmıştır Türk’ün yüzü suyuna

Biz seninle geçmişe dalalım gel kopuzum
Yelelerinden tutup tarih denen aslanı
Türk kalbinden geçti ilk Tanrıların kanları
Öbür ırklar sürüyken Türklerdi çobanları

Göğsümüzün ininde gönlümüz bir kurt gibi
Bağrımız delik deşik, parçalanmış yurt gibi
Hey Bozkurt, Börteçene Tanrısı müjdelerin
Bir senin sesin gelsin de tek… Gelsin içinden yerin

Kurt olmazsan da görün güneşle gök yerine
Güneşi başına al göğü koy gözlerine
Güneş başlı, gökyüzlü bir insan diye belir
Bu dört yanı tutuşmuş ve çiğnenmemiş yurda gir…

[Ozan’a dönüp sesini değiştirerek]

Git, sunma ıstırabı gönlüm karmakarışık…

[Bir müddet sükût, köşede Bozkurt’un gözleri ve sonra ağzı parlar. Kendi görünür ve kaybolur.]

Bir çift yıldız mı düştü? Bir çift kudretli ışık!
Yeşil bahar açıyor içimdeki karakış;
Bir ışık, ir çift ışık… İki göz! İki bakış
Müjde Ozan! Müjde Türk! Öncümüz belirdi bak!
Milletin iradesi, bu kılığa girdi bak!
Gün gelecek bu insan kılığına girecek.
Türk, şimdi eritecek, kıracak, devirecek
Bu kurt girdi bu yere muhakkak bu delikten
Dağlar demirden olsun irademiz çelikten

[ ilerler, ozana sevinçle döner]
Bir kovuktan süzüldü yaylalar aşmakta kurt
Bu kovuktan bizlere görünecek bütün yurt

[çekicini taşlara vurur, ateşini hızlandırır, sahneyi gürültü ve duman sarar.]

İnsanlık mahvolurdu daha kurtulmasaydın
Koca Türk gözün aydın, yüce Türk gözün aydın…
Hey ufuklar açılın, açıl yalçın dağ açıl!
Hey Türk! Işık ol gene kara toprağa saçıl
Dünya murada erdin, dünya yeşiller giyin
Geliyor gene eski sahibin, eski beyin
Hey esirler mazlumlar, rahat bir nefes verin
Nara Türk’ün narası, dağlar taşlar ses verin

[Duman karanlık ve gürültü arasında devrildiği görünen kaya dekorları kalkar, yeşil bir ova pasajından sonra Ankara kelesi dekoru görünür; iki tepe asında Gazi’nin resmi bir güneş gibi aksettirilmiştir. Demirci iki yanda dekorun gölgeleri içinde heyula gibi yarı saklı duran seğmenlere haykırır.]

Bu güneş doğdu artık gönlümüzün yasına
Dünyayı çevirelim bir şölen sofrasına

(Ülkü Dergisi, Şubat 1933, s. 14–15–16–17)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s