Atatürk Ve Aleviler – 4

700 yıldır yasadışı yaşıyoruz
Hacıbektaş’tan yükselen AKP protestosu üzerine harekete geçen bazı medya organları yeni bir kara propagandaya girişirken, Alevi yazar Cemal Şener “korku cumhuriyeti”nde yaşamaya bağışıklı olduklarını söylüyor
Atatürk ve Aleviler’i anlatırken, konunun kitabını yazan Cemal Şener’le konuşmamak olmazdı. Sosyal Antropolog da olan araştırmacı-yazar Şener’in çalışmalarından birine verdiği isim  de bu: “Atatürk ve Aleviler.”
Dolandırmadan soruyoruz:
* Atatürk ortak payda mıdır Aleviler için?
Çoğunluğunun ortak paydasıdır.

* Görüş ayrılıkları yok mu?
Bir aile içinde bile anne, baba, çocuklar arasında siyasi-felsefi farklılıklar olması doğal. Alevi toplumunda da varsılı, yoksulu, orta gelirlisi var; ister istemez bunlar siyaset sahnesine şu ya da bu şekilde yansıyor. Bin çeşit dernekler, vakıflar kurulmuş oralarda siyasallaşmış olanlar, siyasi nedenlerle Atatürk’e karşı çıkan, Kürt siyasal düşüncesinin etkisinde kalmış olanlar da vardır ama tabanda çok fazla farklılık olmaz.

Devleti birlikte kurdular
*  Taban veya bahsettiğiniz “çoğunluk” için neye karşılık geliyor Atatürk ve tabii Cumhuriyet?
Osmanlı’da Aleviler sadece katli vacip için aranırdı. Hala kuş uçmaz kervan geçmez dağ köylerinde yaşıyorlarsa,  hala Anadolu’nun kır yoksullarıysalar bunun sebebi oralarda aranmalı. Alevilerle Atatürk’ü bir araya getiren Osmanlı’nın son dönemi. Atatürk milli kurtuluş savaşına giriştiğinde, Aleviler karşılarında iki şey görüyorlar; ya işgal kuvvetleriyle işbirliği yapıp duruma razı olacaklar yada işgale karşı olan yurtseverlerin yanında yer alacaklar. Nitekim daha önce Jön Türk hareketi, İttihat Terakki’nin son dönemleri ve Meşrutiyet hareketlerinde Alevi aydınları o mecrada yer almışlardı. Kurtuluş savaşında da Namık Kemal, Ziya Paşa geleneğinin devamı olarak Mustafa Kemal’in yanında yer aldılar. Cephelerde savaştılar. Devleti kurmaya yardımcı olmaya çalıştılar.

* Bir sığınak inşa eder gibi mi?
Aleviler açısından Atatürk sadece bir Osmanlı komutanı değil. Alevileri insan sayan, inançlarını küçümsemeyen yaptığı çalışmalarla da inancının, Türk kültüründen geldiğini, Şamanlıktan geldiğini, Orta Asya’dan, Ahmet Yesevi’den, Hacı Bektaş’tan geldiğini meşru gören, İslam içindeki tartışmalarda, -Nutuk’ta da var-, Emevilerden yana değil, Ehl-i Beyt’ten yana tavır alan biri olduğu için Aleviler topyekün Atatürk’ün yanında yer almışlar ve Cumhuriyet’in başarılı olması için bütün güçlerini birleştirmişlerdir.

Cumhuriyete isyan etmediler

* Tekke ve zaviyelerin kapatılmasının yarattığı bir kırılma oldu mu?
Ufacık bir kırgınlık, gönül koyma nedeni olabilir ama o günden bu yana o tür hareketlerin içinde hiçbir Alevi’yi göremezsiniz. Tekkelerin kapatılmasıyla ilgili bir sürü kitap yazılmıştır, hiçbir Alevi içinde yer almamıştır.

* Nedeni “şartların gereği” olduğu konusunda bir kanaat ortaklığı mı, yoksa “Atatürk’ün bir bildiği vardır” duygusu mu hakimdi?
O dönemin şartları gereği kapatılmaları gerekirdi. Atatürk’ün Bedri Noyan’la yaptığı söyleşide “Günü geldiği zaman bunları Türk adetlerini sürdürecek biçiminde yeniden icra etmemiz gerekir” diye bir sözü var. Belki vaktinden önce vefat etmeseydi ona bir çözüm bulunacaktı. Bunu Alevilere karşı siyaseten kullanmak isteyen kesimler var.  Alevilerin kendilerini Atatürk’le, laiklikle, cumhuriyetle özdeşleştirmelerine bu olay gölge düşürmemiştir. “Olabilir bir şey” diye görülmüştür.
Atatürk Cumhuriyet’inden Korku Cumhuriyetine geçiş yaparken  ilginç bir ifade kullanıyor Cemal Şener;  “Keşke Alevi toplumu şok geçirseydi yaşananlar karşısında!”

* Geçirmediler mi?
Bizim cem evlerimiz yasadışı, ibadetimiz yasadışı, Osmanlı’dan beri yasadışı yaşıyoruz, anlayacağınız bağışıklıyız bu duruma. “Ergenekon” süreciyle ilgili hiçbir Alevi dedesi, bir tek cümle kurup yorum yapmadı. Ama bütün Aleviler, AKP’ye oy verenler bile  bu operasyonların sebebinin AKP’ye karşı duruşu sindirmek olduğunun farkında. Sünni kardeşlerimizin tutuklamalar, dinlemeler vs. karşısında şok geçirme nedenleri, bugüne kadar hep devletin himayesinde bulunmaları. Oysa Alevi Türkmenler 700 yıldır zaten bu tavırla karşı karşıya. Elbette Aleviler de süreci kaygı, tedirginlik ve korkuyla karşılıyorlar ama şok olmuş değiller, hatta sohbetlerinde “Nüfusumuz 20 milyon mu, yüzde onunu gözden çıkarırız, şu kadar adam ölürüz yine de bu vatanı teslim etmeyiz” hesabı bile yapıyorlar. 3. Ordu komutanı gizli örgüt üyesi deniliyor. 3. Ordu teröre kaşı mücadele eden ordu. Bunu benimsemek hiçbir Alevi için mümkün olmadığı gibi Cumhuriyetten yana olan hiçbir Sünni  için de mümkün olmamalı.

Kürdün Aleviliği seçmesi için cinnet getirmiş olması lazım!..

Cemal Şener de Aleviler’in bu ara yeniden hedef tahtasına oturtulmasının tesadüf olmadığını düşünenlerden. Ona göre milat 28 Şubat. “Alevilerin ilk defa TSK ile ortak paydada buluşmalarının rövanşı alınıyor demek abartı olmaz” diyor.
28 Şubat’ın iktidar açısından rövanşı alınacak bir “darbe” olmadığı yolundaki, giderek yaygınlaşan kanaati hatırlatıyorum. “Benim söylediğim de bunun türevi” diyor:
“Hasan Celal Güzel, Ali Bulaç, Ahmet Taşgetiren o günlerde ”Suriye sendromu“ diye bir kavram ortaya attılar. Güya Türkiye’de ordu içerisindeki komünist solcu subaylarla, Kızılbaşların ittifakından, tıpkı Suriye’deki gibi bir askeri diktatörlük kurulacaktı. Her üçünün de ordu içerisindeki, bürokrasi içerisindeki Alevilerden fevkalade rahatsız olduklarını göreceksiniz. Alevilerin devletin erkinde yer almasını istemiyorlardı.”

* Neden?
Fatih Sultan Mehmet’le birlikte Türkmenlerin tasfiyesinde etkili olan merkezi tavır hala devam ediyor.

Türkiye’yi Türkmenler yönetemez
* Alevilerin devlet sistemi içinde olmasının, bahsettiğiniz kesim için rahatsız edici yanı ne?
Osmanlı tarihinde Alevi olmak Türkmen olmakla özdeş. Türkiye’yi Türkmenler yönetecek o zaman. Dinen sapkın saydığımız, milliyet olarak da tamamen köylü avam kabul ettiğimiz bir kesimin yönetime gelmesi demek olacak.

* Bir Türk devletinin Türkmenlerce yönetilmesinden neden ürksünler?
Türkmenler yönetirse, Türk coğrafyası söz konusu olur. O coğrafyada Türklerin gelişmesi ve emperyal güçlere kaşı güç odağı oluşturması söz konusu olur. Onu istemiyorlar.  Türkleri dokuz parçaya bölüp yönetmek daha kolaylarına geliyor.

* Aleviler de kendi içlerinde bölünme tehdidiyle mi karşı karşıya?
Türkleri Alevi- Sünni diye bölmeye çalıştıkları gibi, Alevileri de kendi içlerinde az Alevi- çok Alevi, sağcı Alevi- Solcu alevi gibi bölerek yönetmek daha kolaylarına geliyor. İşçilerin de birleşmesini istemezler, Türklerin de birleşmesini istemezler. Bu şekilde bir tasarruf tarihten beri var.

Zaman içinde Kürtleştiler
* Ya Türk Alevi ve Kürt Alevi ayrıştırması; bu mümkün mü?
Sosyolojik olarak herhangi bir inancı benimseyen Türk de olur, Kürt de olur, Arnavut da olur. Ama Türkiye’nin siyasal tarihine baktığınızda, şu anda Kürtçe veya Zazaca konuşup da “Ben Aleviyim” diyenler geçmişte Kürt olup da Aleviliği seçmiş toplumsal kesimler değil. Bunlar Türk olup, özellikle Çaldıran’dan sonra o bölgelere canını kurtarmak için giden, süreç içinde Kürtleşen yada Zazalaşan Türkmenlerdir. Onun için Osmanlı Kürt ilişkilerine baktığımızda, o yıllarda herhangi bir Kürdün Aleviliği seçmesi için cinnet getirmesi lazım. Sosyolojik olarak bu tercihler mümkün ama tarihsel olarak gerçekleşmemiş. Herhangi bir bölgedeki Kürtler İslamla tanıştıktan sonra Aleviliği tercih etmemişler. Şafiiliği seçmişler. Şafiliğin mezhep olarak ortaya çıkması Alevilikten çok daha öncedir.

* Birkaç nesil öncesine kadar “Türkmen” kimliğini bilerek gizleme söz konusu ama son dönemde aileler çocuklarına bu kimliği aktarmakta tereddüt yaşıyor gibi, yeni bir “saklanma” dönemine mi giriyor Anadolu Türkmenleri?
Kesinlikle doğru. Aynısını 500 yıl önce yaşadık. Şah İsmail yenilip Kürt toprak ağaları doğuda hakimiyet kurunca, Kürtçe öğrenenler, entegre olanlar canını kurtarmış, öğrenmeyenler katledilmiş. Bir Osmanlı kaydında okudum. İsyancıları, yani Alevi Türkmenleri takip eden Osmanlı askeri onları yakaladıktan sonra komutanına soruyor “Bunları ne yapayım” diye. Komutan diyor ki “Kürtçe biliyorlarsa serbest bırak, bilmiyorlarsa hallet”. Aynı anlayış bugün de var. Son 30 yıldır çok daha şiddetli biçimde yaşıyoruz. O yöredeki tanıdıklara “PKK’ya karşı tavır al” dediğimizde şunu söylüyorlar; “Gündüz devlet var gece yok. PKK’ya tavır alırsak devlet gittikten sonra ne yapağız? BDP’nin Tunceli’de yerleşmesinin sebeplerinden birisi de bu.”

Alevilerin Türklüklerini ifade etmesinden rahatsız oluyorlar
Merkezinde Alevilerin yer almasının planlandığı bir çatışmaya dönük zemin hazırlayıcı yayınlar yapanlar için “Suriye sendromuna Alevileri ortak etmekle, PKK’ya ortak etmek aynı mantık”  diyor.
Bundan Aleviler’den çok Sünniler’in nasıl etkilendiğine bakmak gerektiğini savunuyor Şener:
“Bunlar Alevi toplumunu değil Sünni toplumunu etkiler. Bazısı en azından ’Aaa Aleviler PKK’yla birlikteymiş’ der. Vakit’e inanan birini ikna etmek çok zor. Onun yazdığını, haşa kutsal kitaplardan daha çok doğru buluyor. Yıllarca aynı şeyi yaptılar. Alevi deyince Kürtlükle özdeşleştirdiler, PKK’yla özdeşleştirdiler. Kuran’a el bassanız bile inanmıyorlar, uydurdukları yalanlara inanıyorlar.”
Şener “kendisi Türk olan Kürtçülük yapan bir yazar”la arasında geçen ilginç bir diyaloğu da aktarıyor konuşma sırasında:
“Dedi ki ’Bak Şafii Kürtler Sünni Türkler’e 30 yıldır savaş açmışlar, 30 bin kişi öldü, Sünniler ve Şafiiler arasında problem çıkmadı. Bir tane Alevi, bir tane asker öldürsün Türkiye’de iç savaş çıkar.”

* Siz katılıyor musunuz bu düşünceye?
Bu bir rezerv. Ama Aleviler de eski Aleviler değil. Toplumsal olarak PKK’ya en küçük destek vermeleri mümkün değil. PKK’nın içinde olan varsa onları Alevi olarak kabul etmiyorlar. Siyasi olarak Kürtleşmiş insanlar olarak görüyorlar. Bu dönemden sonra Alevilerin bu oyuna geleceğini sanmıyorum.

* Bu senaryoların sanki bir yerden düğmeye basılmış gibi eş zamanlı olarak yayılmaya başlaması neden?
Aleviler kendi Türklüklerini ifade ettikçe, birileri rahatsız oluyor. Aleviler bugüne kadar da Türktüler ses çıkarmıyorlardı. Geçmişte de Türktüler bugün de Türkler. Kürtçülük üzerinden siyaset yapanlar kaygı duyuyorlar. Aleviler ayrışmacı Kürtlerle aynı fotoğrafta görünmek istemezler. Bu çok kesin. Edirne’deki Aleviyle de, Ağrı’dakiyle de konuşsanız dededen babadan vasiyettir, Kürtçüler dostumuz olamazlar…

* Neden bu kadar keskin bir tavır var?
Dedemiz de, dedemizin dedesi de böyle dediğine göre bir şey var demek ki. Ki Osmanlı tarihine bakınca ayan beyan ortadadır; Hamidiye Alayları filan..

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s