İspatlandı, Kabul Etmeyen Şerefsizdir

Akp’nin yayın organlarından bir tanesi olan Sabah gazetesinin bugünkü manşeti “İmralı ve Oslo’ya ben gönderdim”di. Recep Tayyip, devletin pkk ve İmralı dinlenme tesislerinde kalan şahıs ile görüştüğü piyasaya sızınca ” yok öyle bir şey, bunu söyleyip tey ispatlamayan şerefsizdir” diyordu. Şimdi ise kendi gazetesinde kendi ağzı ile itiraf etti pkk ile görüştüklerini.

Koskoca başbakana şerefsiz demeyeceğiz.

Erdoğan, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı, Kürt meselesi için görevlendirdiğini belirterek, “Oslo’ya da İmralı’ya da ben gönderdim. O sır küpüm” dedi. Başbakan BDP’yi eleştirerek yeni anayasa ile Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığının herkesi kucaklamasını istedi
Çin gezimizin son durağı olan Şanghay’da son günümüze “Merhaba” demiştik. Başbakan Erdoğan’la, gezisini izleyen genel yayın yönetmenleri ve yazarlar olarak şehir içinde şehirden farksız otelimizin (Pudong Shangri-La) bir salonunda biraraya geldik.
Erdoğan’ın kısa bir giriş ve gezi değerlendirmesi konuşmasından sonra gündeme yine Suriye ağırlığını vurdu. Çünkü, Erdoğan’ın da vurguladığı gibi, “Çin’deki temaslarda bile Suriye öne çıkmış, ekonomi ikinci plana itilmişti…” Sorular birbirini izledi, tam sohbetin sonuna yaklaşılmıştı ki, bir arkadaş şansını deneyip konuyu iç politikaya getirdi ve MİT-Yargı krizinden söz etti: “MİT Müsteşarı ve diğer üst düzey yetkililerle ilgili soruşturma ve ifade talebini yanıtlamadan önce bir iç soruşturma yaptırdığınız söyleniyor. Doğru mu?”
Erdoğan şöyle bir soluklandı. Söze “Arkadaşlar, bu konuda ilk kez açık açık konuşacağım” dedi ve bombayı patlattı: “Yargının bu girişimine sessiz kalmak mümkün değildi. Tam da benim nekahat dönemime rastladı. MİT Müsteşarımız, benim en yakın mesai arkadaşım.
Daha önceki görevlerinde (Başbakanlık Müsteşar Yardımcılığı, TİKA Başkanlığı) çok çok başarılıydı. Bu görevinde de çok başarılı. O, Türkiye Cumhuriyeti’nin bekasıyla ilgili bir görev yürütüyor.
Biliyorsunuz, uluslararası dilde onlara ajan denir, her ülkede onlar yürütmenin başının izniyle gizli operasyonlar yaparlar.
Devletin güvenliği ve geleceği için.

“BENİM SIR KÜPÜM”
Her yerde, bu böyledir. O nedenle MİT Müsteşarımızı İmralı’ya gönderen benim, Oslo’ya gönderen benim. Niçin gönderiyorum? Çünkü ortada bir terörle mücadele var. O mücadelede başarılı olmak zorundayız. Başarılı olmak için de tüm araçları kullanmak zorundayız.
Bir noktaya açıklık getireyim: Oslo’daki görüşmelerde MİT Müsteşarı’nın birtakım sözler verdiği iddiaları yalan, çünkü hiçbir yazılı tutanak tutulmadı. Sadece sözlü görüş alışverişi yapıldı o toplantılarda, hepsi bu. MİT Müsteşarı’nın gayretlerinden çok memnunum. Zira ülkeme çok şey kazandırdı. İyi yetişmiş bir bürokrat o.
Benim sır küpüm. Türkiye Cumhuriyeti devletinin sır küpü. Biz insan kıyma makinesi değiliz. Onun gerek Oslo’daki olsun, gerek İmralı’daki olsun, çalışmaları takdire şayandır. O meseleye gelince; yargı kendine ait olmayan bir yetkiyi kullanmaya kalktı. Yargı kesinlikle kendini yasamanın veya yürütmenin üstünde göremez. Aslında ona yetkiyi yasama organı veriyor, verdi. Ama kötüye kullandı.
Bir yasal süreçle tartışmalara açıklık getirdik. O konu noktalandı.

haber

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s