3 Eylül 1978 Sivas Olayları

Olay Ramazan Bayramı Arefesinde patlak vermişti. Tarih 3 Eylül 1978 Pazar gününü gösteriyordu. Alibaba’da semt pazarı kurulmuştu. Semt pazarı olagandışı bir gün yaşıyordu.  Olagan günlerde bu pazara yolu düşmeyen  kim kişiler pazar esnafı yada  müşterisi görüntüsünde pazarı doldurmuştu.(1)

Sabah saatleri yaşanır. Mahallede iki çocuk (Alevi Ali Karaaslan ile sünni Osman Çevikdoğan’ın çocuklarıdır bunlar) sıradan bir sokak kavgasına tutuşur. Mahallede yaşayan yaşlı bir Alevi her ikisini de azarlayarak ayırmaya kalkar. Yaşlı Alevinin çevresi bir anda yaşları 18 ile 20 yaşları dolaylarında ülkücü komandolarca sarılır. Olaya kadınlar da karışmak zorunda kalırlar. Erkeklerini, çocuklarını komandoların ellerinden kurtarmaya çalışırlar. Bir anda silahlar patlar, Gülsüm Keklik ve Müslime Gülmez adlı kadınlar ölür. Ortalık ana baba günü olur. Aleviler evlere çekilirler. Alibaba semt pazarında satıcılık yapan yaşlı bir Alevi oğlu ile komandoların ellerine geçer.  Adam ve oğlu kötü biçimde dövülür. Pazar dağılır. Ellerinde benzin bidonlarıyla mahalleye dalan komandolar evleri ateşe verirler.  Bununla da yetinilmez. Öfkeli kalabalık semt çarşısına yürür.

Olayın bundan sonraki bölümüne doğrudan tanık oldum. Öfkeli kalabalığı kışkırtanların yüzleri bezlerle kapatılmıştı. Tümü 150-200 kişilik kalabalık, Alevilerin ve demeokrat sünnilerin işyerlerini tahrip ediyorlardı. Sürekli yineledikleri çarpıcı söz ” Kanımız aksa da zafer İslam’ın” biçimindeydi. Ortalıkta kolluk güçlerinden kimse yoktu.Sanki sokaklar bilinçli olarak boşaltılmıştı. Şehrin bir başından girip öbür başından çıktılar. Atatürk Caddesi, Bankalar Caddesi, Posta Caddesi ve Kepenek Caddesinin büyük bölümü yıkımdan kurtulamamıştı.

Sabah saat 10’da başlayan sokak eylemi akşam saatlerine dek sürdü. O gün Sivas’ta devlet yoktu. Kentte sürekli ”Alibaba Camisi bombalandı, çok ölü var” yalanı yayılıyordu. Çarşı esnafı ve kahveler harekete geçirilmek isteniyordu. Belediye, Su İşleri, hükümet binası gibi kurumlar taşlanıyor, camları kırılıyordu.

Öğlen saatlerine gelindiğinde camiler yeni toplanma ve harekete geçme merkezleri olacaktır. Eylem ve çatışma çarşı içinden mahallelere, merkezden kenarlara sıçrayacaktır. Yangın kuzeydoğudaki Alibaba’dan kuzeybatıya doğru bir yay gibi genişleyecektir. Aydoğan, Çiçekli, Altıntabak, Kılavuz, Çayyurt, Yüceyurt, Yeşilyurt ateş çemberinin içindedir.

Yozgat’tan yollana askeri komando taburu yetişip kente yayıldıktan sonra, geceyarısına doğru silah sesleri dinecektir. Devlet kente yeniden egemen olmuştur. Sokağa çıkma yasağı konur. Günün toplu sonucu 5 ölü, 50 yaralıdır. Ölüler arasında saldırıyı örgütleyen ülkücüler de vardır.

4 Eylül Pazartesi sabahı bayram namazı yine kışkırtma ortamı olarak kullanılır. ” Komünistler, Kızılbaşlar kardeşlerimizi öldürdü.” çarpıcı sözleri anlatılır. İntikam yeminleri ettirilir. ”Kanımız aksa da zafer İslam’ın” çığlıkları yükselir. Ümmet-i Muhammed, Komünist ve Kızılbaşlara karşı kutsal savaşa çağırılır. Bu çağrılar mahallelerde de yapılır. Öğle saatlerinde yeni saldırılar için kitle desteği sağlanır. Ardından Alevilerin bulundukları mahalleler  kuşatılmaya başlanır.  En yoğun saldırı Alibaba üzerine denenir.
3-4 gün süren Sivas olaylar, 12 kişinin yaşamına mal olmuştu. Ölenlerin bir bölümü saldırganlardandı. O günlerde savcılık kapısında saldırgan yakınları kara yas içindeydiler.
Uzunca süre Sivas Olaylarının yargılanması yapıldı.Bu arada olayların dosyası bizim gazeteye ulaştı. Dosyada kolluk güçlerinden pek çok kişinin işe karıştığı, adları sanları ile belirtiliyordu. Cumhuriyet savcılık raporunda şu bilgiler yer alır:
”Kanımız aksada zafer İslam’ın! Milliyetçi Türkiye! Müslüman Türkiye’ Komünistlere ölüm! Sivas kafirlere mezar olacak” gibi sloganlar kullanılmıştır. Olay günü Sivas’a çevre illerin plakasını taşıyan çok sayıda aracın geldiği belirlenmiştir. Sünni-sagcı topluluk içinde yüzleri maskeli kişiler bulunmuştur. Olayların genel karakteri mezhep ve siyasal görüş ayrılığı  nedeniyle hasım tarafın can ve malını hedef almaktadır. Sünni sağcılar daha baskındır. İncelenen delil ve belgelerden bir imha hareketi olduğu anlaşılmaktadır. 350 kişinin yargılandığı olaylara ilişkin kamu davası sonucunda 20 kişi hüküm giyecektir.”(2)

Bu olayların ardından Fikret Otyam’ın yazısı çok içlidir. ”Ey Hükümet Kurban Bayramında Sivas’a Dikkat Edin” başlıklı yazısında şöyle der;

Sivas’ta dır en bağnaz hocalar, en bağnaz dedeler, bugün değil, asırlardır böyledir, ağulardan süzülür gibi değil, apaçık gelmiştir günümüze, ta Pir Sultan Abdal’dan bu yana, hatta ondan da öte! Bunların dilleri astırmıştır yüce ozan Pir Sultan Abdal’ı, Hızır Paşa ise bir maşa, bir zulüm uygulamacısı…
Sivil Hızır Paşalar da bugün Sivas’ta görev başındadır. Ey hükümet, Kurban Bayramında Sivas’a dikkat edin, hazırlanan oyunu devlet gücünü göstererek bozun, yoksa Sivas orada kalanların başına yıkılabilir ve ülkenin hükümet Sivas’a dikkat Kurban Bayramında…

3 Eylül’de ölenlerin etleri kemiklerinden yeni ayrıldı. Nereden olursa olsun, yaralar tazedir, kindarları, kana susamışların, orayı da tamamen bölmek isteyenlerin, bundan medet umanların öfkesi sona ermedi..

Eğer Sivas camilerinde dili uzun hocalar şu günlerde ”Komünistler, solcular ve Aleviler bize Ramazan Bayramı’nı kutlatmadılar, biz de onlara Kurban Bayramı’nı kutlatmayalım. Kurban Bayramında koç kanı yerine komünistlerin ve Kızılbaşların kanını akıtacağız. Aleviler camileri tahrip ettiler, karılarımızın gögüslerini kestiler, ölü sayısı açıklandığı gibi 12 değil, kendi evinin güvenliğini sağlayamayan vali inkar ediyor” diyerek sözüm ona vaaz veriyorsa Kurban Bayramında devlete büyük görev düşmektedir, biz uyarıyoruz vali uyarmasa da….

(….)     Bir bakan ‘Aleviler azınlıktadır, azınlık çoğunluğa galip gelemez” gibi sonu nereye varacağı belli konuşmalar yapabiliyorsa , 22 Eylül’de olduğu gibi ”Müslüman Gençlik” imzalı bildiriler takipsiz kalıyor, emniyet görevlileri bildirilere ses çıkarmıyorsa, Kurban Bayramında Sivas’a dikkat gerekir ey hükümet…

Ey hükümet ”Müslüman Gençlik imzalı, nerede basıldığı ufacık bir soruşturmayla otraya çıkabilecek bu bildiriler, Sivas düzeyinde fabrikalara, işyerine, evlere, posta kutularına, fabrika tezgahlarına rahatça konabiliyorsa, bu tezgahı, bu kanlı olay tertipçiliğini bozmak size düşer.

Ve bu Müslüman gençlik kisvesi altında vatan ve halk bölücülüğü yapanların bildirisinde Aleviler dikkat ara başlıklı bölümü birlikte okuyalım mı?
”…. Alet olmayın. Tarihi gözününde bulundurun, siz şaha değil komünizme gidiyorsunuz, bu gidişinizi mutlaka engelleyeceğiz.
Ziya Paşa’nın
Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir
Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.(3) unutmayın

1. Fuat Bozkurt, Çağdaşlaşma Sürecinde Alevilik s.111
2. Zeki Coşkun, Aleviler, Sünniler ve Öteki Sivas . s.300
3. Fikret Otyam, Hu Dost, s.175, 178

Reklamlar

3 Eylül 1978 Sivas Olayları” üzerine bir yorum

  1. 1978 yılındaki bu olaylar olduğunda Sivasta 48.Piyade alayı Çavuş talimgah taburuna bağlı bir bölükte vatani görevimi yapmaktaydım.Olayların olduğu gün kışlamızdan çıkmadık.Ama bayram sabahı erkenden kışlamızdan çıkıp Alibaba mahallesine gittik.İçinde şahsımın da olduğu bir çok “Çvş” arkadaşım Camilere girerek Hocaların verdiği vaazlarda “Halkı tahrik edecek” konuşmalar yapıp yapmadığını kontrol ettik.Dolayısı ile Arefe günü yaşananlar konusunda tam olarak bilgim ve gördüğüm olmasa da bayramın ilk günü ve sonrasında olanlar adına ilk elden yani bizzat şahsımın bilgisi ve gördükleri var.Yani “Kışkırtıcı” konuşmalar Cami dışında yapıldı ise bunu bilemem ama Camilerdeki vaazlar esnasında pür dikkat dinleyici idik bilgilerinize.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s