Tayyip Erdoğan Neden Mahkum Oldu?

Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kazlıçeşme’de 5 Eylül 2010 günü partisinin düzenlediği mitingde konuşurken, yargının kendisini haksız yere mahkum ettiğini iddia ederek şöyle demişti: “Yaptığım neydi benim? Sadece okuduğum bir şiirdi. Bizi de Metris’e uğrattılar. Yargıtay’da maalesef belli bir mezhebi grup, bu noktada böyle yaklaştı.”

Yargıtay Onursal Başsavcısı Vural Savaş, Erdoğan’ın neden mahkum olduğunu Sözcü’deki köşesinde yazdı. İşte Savaş’ın o yazısı:

Hemen şu hususu vurgulayalım: Recep Tayyip Erdoğan’ın bir şiir okuduğu için değil; “Halkı, dini argümanlar kullanarak kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek” suçundan, o zamanki TCK’nın 312/2’nci maddesinin uygulanması suretiyle mahkumiyetine karar verilmiştir.

Söylenen sözlerin, bu maddenin kapsamına girip girmediğinin tespitinde; bu sözlerin, hangi tarihte, hangi mahallede ne çeşit bir kitle hedef alınarak ve hangi amaçla söylediği, tahrikin amacına ulaşıp ulaşmadığı; sanığın kişiliği, eğer sanık bir siyasi parti mensubuysa, o partinin amaçları birlikte değerlendirilerek hükme varılır.

1. Sanık Recep Tayyip Erdoğan, suç tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’dır.  Sanığın mensubu bulunduğu Refah Partisi hakkında Genel Başkanı Necmettin Erbakan, Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Tekdal, milletvekilleri Şevki Yılmaz, Hasan Hüseyin Ceylan, İbrahim Hakkı Çelik’in laikliğe aykırı bir düzen kurmak için halkı şiddet kullanmaya çağıran beyanları da essa alınarak tarafımdan Anayasa Mahkemesi’ne kapatma davası açılmış ve dava karar aşamasına gelmiştir.

2. Sanık Recep Tayyip Erdoğan’ın suça söz konusu sözleri söylediği mahal; Kürt ve Arap kökenli vatandaşlarımızın çoğunlukta olduğu, yasa dışı Hizbullah örgütünün şeyhlerin ve tarikat liderlerinin en fazla etkili olduğu Siirt ilinde bir açık hava toplantısıdır.

3. Recep Tayyip Erdoğan suç konusu konuşmasında önce, çeşitli mahallerde yaptığı konuşmalarda; “Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor. Bu millet istedikten sonra tabii elden gidecek. Sen bunun önüne geçemezsin ki… Hem laik hem Müslüman olunmaz. Ya Müslüman olacaksın ya laik. İkisi bir arada olursa ters mıknatıslanma yapar. Mümkün değil ikisinin bir arada olması… Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir  demek, koskoca bir yalan… Maddede ve manada egemenlik Allah’ındır. Demokrasi amaç değil araçtır… Referansımız İslamdır. Referansımıza ters bir şey yapmak ve yaşamak istemiyoruz. Çözüm ortada, 1.5 milyarlık İslam alemi, Müslüman Türk milletinin ayağa kalkmasını bekliyor. Kalkacağız. Onun ışıkları gözüküyor. Kalkacağız. Bu kıyam (ayaklanma) başlayacak” diyebilen bir kişi.

4. Recep Tayyip Erdoğan’ın 6.12.1997 tarihinde suç konusu konuşmasına: ‘Minareler süngü, kubbeler miğfer, camiler kışlamız, müminler askerimiz” şiirini okuyarak başladığı doğrudur. Bu şiirin,konuşmanın suç teşkil eden diğer bölümleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Bakın daha neler diyor Recep Tayyip Erdoğan:
“Hiçbir şey bizi sindiremez.. Atalarımız ne güzel söylemiş, ağaca yaslanma çürür, yıkılır, desteksiz kalırsın. Allah’a yaslan ki ayakta kalasın. İşte bu anlayıştan hareketle konuşuyorum… göğsümü gere gere söylüyorum, benim referansım İslamdır. İstiklal Marşımızın içinde ne yazıyor:
Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.”

Ezanı susturacaklar. (V. Savaş’ın notu: Şimdiye kadar halkı kışkırtmak için bundan büyük bir yalan söylenmemiştir.) Susturamazlar. Yanardağ oluruz, yıldırım oluruz, ezanı susturanların karşısında patlarız. Bunun için varız… Bu ülkede zulüm vardır. Böyle devam etmeyecek… Biz dinle beraber olmaya mecbur muyuz? Evet mecburuz… Son cümle üstad Necip Fazıl’dan: ‘Mihraptan ilahi kelam geliyor yere düşmüş, selam geliyor ne para ne pul ne makam ne mevki, savulun kalplere adil düzen geliyor.’

5. Video kasetlerin izlenmesinden açıkça anlaşılmıştır ki tahrik amacına ulaşmış, Recep Tayyip Erdoğan konuşmasını bitirince ‘Tekbir’ sesleri ortalığı kaplamıştır.

6. Recep Tayyip Erdoğan hakkında bu suçundan dolayı davayı açan Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı, mahkumiyet kararını veren de Diyarbakır 3 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi’dir.

7. Temyiz edilen tüm ceza davası dosyaları, Yargıtay’ın konu ile ilgili Ceza Dairesi’nden önce Yargıtay C. Başsavcılığı’nca incelenir.

Üzerinde çok spekülasyon yapılacağını bildiğimden Recep Tayyip Erdoğan’ın mahkumiyetine ilişkin dava dosyasını, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı olarak ben inceledim. “Onama” isteyen “Tebliğnamede” benim imzam vardır ve ben “Alevi” değilim. Bu tebliğnamenin ayrıntılı tam metni Militan Demokrasi adlı eserimde vardır.

8. Kararı onaylayan Beşinci Ceza Dairesi’nin beş üyesinden sadece bir tanesi Alevi’dir. Aslında hepsi Alevi olsa ne olur? Alevilerin pırıl pırıl dünyası, şiir, müzik ve adalet duygusuyla yoğrulmuştur.

Kendisi hakkında verilmiş haklı bir mahkumiyet kararını çarpıtarak yargıyı kötülemeye çalışmak bir başbakana gerçekten yakışmıyor… Bu vesile ile Alevileri ne gözle gördüğünü bir kere daha öğrenmiş olduk.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s